• BIST 87.765
  • Altın 145,391
  • Dolar 3,5904
  • Euro 3,8155
  • Konya 1 °C
  • Karaman 4 °C
  • Aksaray 7 °C

Birlik ve Beraberlik 3

Serkan HARMANKAYA

Ülkemizdeki terör olayları gün geçtikçe artarak devam etmektedir. Ne hikmettir anlayamadık bir türlü, bahar havası eserken ülkemin dört bir tarafından bir anda yine olaylar, ölümler, gözyaşları, kan, nefret, kin artmaktadır.

Ne hazindir ki bu terör olaylarında toplum kutuplaşmakta, herkes kin gütmektedir. Allah esirgesin toplum daha da katı bir şekilde kutuplaşırsa sonumuz Suriye, Irak, Afganistan, Mısır, Yemen gibi iç savaş ve neticesinde Haçı temsilen modern Haçlı seferleri düzenlenecek; bu durumda ne ülke, ne namus, ne de onurumuz kalacak. Sözde barış kaygısı ile bizi kurtarmaya gelecek bu Haçlıların ekmeğine her olayda yağ sürmekteyiz. Hiç mi aklımız başımıza gelmedi, hiç mi olayları tahlil etmiyoruz? Her olay neticesinde sizler, bizler, onlar ve diğer gibi ayrımların olması ne kadar tiksindirici ve iğrenç bir durum.

Tarih bizleri hiçbir zaman yanıltmamıştır. Tarihteki kardeşliğimiz ve birliğimizin neticesinde ne türlü başarılar elde etmiş ve Cihan Devletini kurup, dünyaya hükmettik. Tarihe göndermelerimizin arttığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu da tarihe ilgiyi artırıyor. Osmanlı Devleti henüz Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya gelmeden önce burası Akkoyunlular, Karakoyunlular ve sonradan Safeviler arasında paylaşılamıyordu. Nihayet Yavuz Sultan Selim padişah olunca, şuurlu âlim İbn-i Kemal'in de yerinde ikazlarıyla, hem İslam birliğini bozan ve hem de Doğudaki Sünni Kürt ve Türkmen aşiretlerini rahatsız eden Safevi tehlikesini bertaraf etmeye azmetti. Allah'ın yardımıyla 1514 tarihinde kazanılan Çaldıran Zaferi ile Şah İsmail'in Anadolu üzerindeki siyasi ve dini emellerine son verildi. Bu mühim zaferin kazanılmasında tamamen Sünni olan ve gazada Yavuz Selim'in yanında yer alan Sünni Kürt ve Türkmen aşiret beylerinin de büyük rolü vardı.

Anadolu'nun ve hatta Musul ve Kerkük civarının da Osmanlı Devleti'ne katılması gerekiyordu. Bu iş nasıl yapılmalıydı? Kılıçla ve savaş yoluyla bu mümkün değildi. Zira bunlar da hem Müslüman ve hem de Ehl-i sünnet vel-cemaat idiler. Bununla beraber, bu bölgenin kendi başına kalması, hem mahalli halkın güvenliği açısından tehlikeli ve hem de Osmanlı Devleti'nin de Müslüman bir ülke olması; İslam'ın kahramanca müdafaasını yapan böyle bir devlete itaat etmenin siyasi ve hukuki açıdan bir farklılık meydana getirmeyeceği ve hem de İslam birliğinin teşekkülü gibi gayelerle münferiden hareket edilemeyeceği ortadadır.

Osmanlı Devleti'nin değişmeyen siyasetinin kaynağı ve dayandığı hukuki temeli, İslamiyet’in getirdiği hükümlerdi. Osmanlı Devleti, Kur'an, sünnet, icma ve kıyas yoluyla vaz edilen hukuki hükümler yanında, İslam hukukunun müsaade ettiği ölçüde her mahallin örf ve adetlerine de hürmet gösteriyordu. Bu sebeple, Osmanlı Devleti'ne tabi' olan bir Müslüman beylik, dahil de ve hariçte, farklı bir sistemle karşılaşmıyordu.

Mesela, Doğudaki Kürt ve Türkmen Aşiretleri, Osmanlı Devleti'ne iltihak etmekle bir şey kaybetmemişlerdi; belki kazanmışlardı. İşte Osmanlıya bağlılığın sırrı burada yatıyordu. Mesela, Müslüman Türklerle Kürtler arasında mevcut olan bazı ufak ve önemsiz farklılıklar dışında, aralarında dini, ahlaki, kültürel ve coğrafi çok büyük azami müşterekler vardı. Bu sebeple de, Doğu Anadolu'nun siyasi, dini, kültürel ve idari bütünlüğünü bozmak ve parçalamak maksadıyla içerde ve dışarıda yapılan faaliyetlerin, bölge halkı arasında müessir olması çok zordu. Bu birlik ve beraberliğimizi bozan, içimize fitneyi sokan iç ve dış mihraklara taşeronluk yapan bu Barış kargaları ortalıkta dolaşarak masum insanların canlarına kıymaktan geri kalmamaktadırlar. 

Sizler bizim temsilcimiz falan değilsiniz barış kargaları, ölen canlar benim canım, ağlayan analar benim analarım, ciğerine ateş düşen babalar benim babalarım sen kimi kimden ayırmaya çalışıyorsun be ahmak. Aynı sokakta oturduğum, büyüdüğüm, oynadığım, bayramlarda ziyaret ettiğim, mutlu ve üzgün durumlarında birlikte olduğum kardeşlerime nasıl olurda silah sıkıp, onların çocuklarının geçtiği güzergâha bomba yerleştireyim.

Geçen hafta hemşerimiz Milletvekilimiz Dr. Abdullah AĞRALI abimizin yapmış olduğu meclis konuşmasında takdire şayan beyanlar da bulunmuş bu konuda kendisine teşekkür etmeyi borç bilir, kendisi bizi gerçekten layığı ile temsil etmektedir. Kendinden Allah razı olsun. Böyle ışık insanlarımızın olması dileğiyle…

Bu yazı toplam 1433 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu Manşet | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 353 30 30 | Faks : 352 40 40 | Haber Scripti: CM Bilişim