• BIST 94.783
  • Altın 144,708
  • Dolar 3,5589
  • Euro 3,8846
  • Konya 17 °C
  • Karaman 18 °C
  • Aksaray 18 °C

Derdini anlatan, Derman bulur. . .

Derdini anlatan, Derman bulur. . .
Anadolu Manşet Gazetesi muhabirlerinden Sinan CELEP Özel Büyükşehir Hastanesinden Cildiye uzmanı İsmail ÖRS ile röportaj yaptı.

S.C: Sayın İsmail bey sizleri müsaadenizle biraz tanımak istiyorum. Kendinizden bahseder misiniz?

İ.Ö: Babam ve Annem Konyalı. Burada doğup büyüdüm Konya’nın geleneği kültürüne dair ne varsa hepsi ailemde mevcuttu. Hem Anadolu’nun toprağı, hem de Mevlana’mızın tevazusuyla yaşayan bir ailenin çocuğuyum . Evli ve 2 kız babasıyım. Yeni yerler görmek, yeni insanlar, kültürler keşfetmek benim için çok önemli bunların dışında son zamanlarımda yoğun olarak kitap okumaya çok vakit ayırıyorum aynı zamanda hastalarımda benim için okunması gereken, bende heyecan uyandıran kitaplardır. Her gün yeni bir şeyler öğreniyorum.

S.C: Yaptığınız işten biraz bahseder misiniz?

İ.Ö: Ben cildiye doktoruyum. Cilt insanın görünen en büyük organıdır diyebilirim. Tüm hastalıkların, vakaların büyük bir kısmı, iç hastalıklar dahil kendini ciltte gösterir. Cilt hastalıkların görünen yüzüdür diyebilirim. Cildimiz çok hassas ve duyarlı bir yapıya sahiptir. Bunun dışında biz sadece cilt hastalıkları ile değil aynı zamanda cildin güzel ve parlak görünmesiyle de meşgul oluyoruz. Detoks, botoks ve peeling (deriyi kimyasal yollarla güzelleştirme) uygulamaları da yapmaktayız. Cilt insanın dokunduğunda mutlu olmasını sağlamalıdır.

S.C: Çalışma hayatınızdan memnun musunuz?

İ.Ö: Cildiye bölümü benim tıp alanında severek yapmış olduğum bir dal. Doktorluk yoğun bir meslek ancak ben kendi alanımda ki işten ve yoğunluktan memnunum. Diğer branşlara göre daha sakin bir tempoda işlerimi halledebiliyorum. Ancak bu hayat sadece benim değil, aileme gerekli zamanı ayırabildiğimi düşünmüyorum.

S:C: Doktor olmaya nasıl karar verdiniz?

İ:Ö: Herkesin olduğu gibi benimde çocukluğumdan beri anneme söylediğim birkaç meslek vardı. Ben o zamanlar doktor olmaya çok özenirdim. Hatta sürekli doktor olacağım diye anneme söylermişim. Ama zaman ilerledikçe içimde edebiyat ve şiir alanında istekler uyanmaya başladı. Şair olmak istiyordum. Ülkenin şartları, eğitim sistemi, puanlar derken iyi bir dereceyle Ege tıp fakültesini kazandım. Sonra içimde şu uyandı; insanlara daha fazla nasıl faydalı olabilirim derken, artık doktor olmuştum. Şu an bu mesleği yaptığım, bu önlüğü giydiğim için çok mutluyum. Tabi edebiyata ve şiire olan sevdam geçmedi.

S.C: İnsanların iyileşmesinde vesile olmak nasıl bir duygu?

İ:Ö: İnsanların hayır duasını almak, şifa bulmalarında vesile olabilmek tarifi olmayan, mükemmel bir duygu. Bu mesleğin en güzel yanı bu his bence… Hastalarımız iyileştikten sonra özgüvenlerini tekrar kazanıyorlar. Bizimle bir araya gelip öz çekim yapıyorlar ve bizimde o an o karede olmamızı istiyorlar. Yapmış oldukları bu öz çekim paylaşımlar ve tebessümleri bizleri oldukça mutlu ediyor. Bir insanın hayatında bir şeyler değiştirmek güzel bir duygu.

S.C: Bu mesleği icra ederken hissettiğiniz duygular nelerdir?

İ.Ö: Bir şeyler öğrenmeye sürekli açık olmalısınız bu meslekte. Her hasta yeni bir kitap, yeni bir bilgi kaynağı, ansiklopedi... Bu sefer ne olacak heyecanı var oluyor hep içimde çünkü hastalık aynı olsa da

bireylerde ki yansımaları farklı olabiliyor ve ya nadir görünen bir hastalık karşımıza çıkıyor. Bu yüzden her hastaya farklı yaklaşmak içinde olmuş olduğu durumu anlamak gerekiyor. Yeni bir denizde yol almak gibi, ama. Ufka bakarak gemiyi limana sağ salim kavuşturmak. Nasıl söylenir bilmiyorum ama en doğrusu her insan bir kitap, doğru okumak ve doru yorumlamak gerek diye düşünüyorum. Ben cildiye ve pskikoloji’nin birbiriyle iç içe geçmiş olduğu kanısındayım. Hastaların iyileşme sürecindeki psikolojisini yukarda tutmak istiyorsanız, hastalığa sebep olan sıkıntıların neler olduğunu bilmeniz gerekiyor. Bu yüzden her hastayı doğru okumak ve iletişim kurarak onların derdine ortak olmaya çalışırım. Bu sayede hastalığın nasıl geliştiğini ve çözümde neler yapabileceğim konusunda yön bulurum. Yani diyebilirim ki ; Derdini anlatan, Derman bulur. . .

S.C: Bu mesleğin avantajları ve dezavantajları nelerdir?

İ.Ö: Basit olabilir ama ahirete yatırım yapıyoruz. Çünkü çok fazla hayır duası aldığımızı düşünüyorum. Sağlık çok çok önemli. Yeni insanlarla tanışıyoruz sık sık… Yeni ufuklar, yeni denizler keşfediyoruz. Dezavantajlarına gelecek olursam şahsım adına sadece ailem konusunda çok vakit ayırmadığımı söyleyebilirim.

S.C: Stres veya psikolojik sorunlar yaşıyor musunuz peki?

İ.Ö: Dediğim gibi insanları dinlemeden tedavi etmek diye bir şey yok. Cilt hastalıkları stres ve benzeri şeylerden kaynaklanabiliyor. Bu yüzden insanlarla iletişim kurmamız gerekli diye düşünüyorum. Tabi çok fazla şey duyuyoruz, empati yapmamız gerekiyor. Kendimi onların yerine koyduğum zamanlarda sıkıntı yaşayabiliyoruz, biz de insanız. Dertleriyle dertleniyoruz, ortak oluyoruz. Ancak her doktorun genelde ilgilendiği hobileri vardır bu sebeple kafaları biraz olsun dağılır. Ben şiir, edebiyatla ilgileniyorum. Yeni yerler gezmeyi seviyorum fırsat oldukça. Bir de bağlama çalışıyorum, çalmaya çalışıyorum kendimce.

S.C: Hastanelerde kavgalar oluyor, sizin başınıza da geldi mi böyle bir olay?

Sağlıkta şiddet konusu oldukça can sıkıcı. Ben bu sorunları devlet hastanelerin de ki yoğunluğa bağlı olduğunu düşünüyorum. Nitekim artık kentlerin kalabalık oluşu insanları çok yıpratıyor. Bunun yanına bir de can havli eklenince stres ve sonucunda kavga veya tartışma kaçınılmaz oluyor. Benim başıma hiç gelmedi. İnşaAllahgelmezde.

Toplumsal değerlerimizden çok fazla şey kaybettik, saygı yok denilecek kadar az. Erdemli davranışlar sergilemekte zorlanıyoruz. Tahammül sınırlarımız çok kısıtlı alanlarda artık. Benim niyetim böyle şeylerin hiç yaşanmaması. Eski günlerdeki anlayışa oldukça açız ve açığız. Bireylerin otokontrollerini sağlaması adına çalışmalar, kamu spotları yapılmalı. Burada medyaya büyük görev düşüyor.

S.C: Unutamadığınız bir olay yaşadınız mı sizi çok etkileyen?

İ.Ö : Mesleğe ilk başladığım, asistan olduğum dönemlerde bir vaka ile karşılaştım. Bir hasta tedavi olmak için gelmişti. Ayaklarında sargı bezleri vardı. Açmasını söyledim. Arkamı döndüm, birden sargılar açıldıktan sonra ayaklarını görmemle başımı çevirmem bir oldu. Hasta’nın dizlerinden ayaklarına kadar etleri çürümüş ve kemiklerine kadar görünüyordu. Bu görüntüyü hiç unutamıyorum. Öğrendim ki, ilk başlarda hasta kendi kendini tedavi etmeye, bitkisel yollarla çözüm aramaya çalışmış. Ancak sonra ayakları kesildi. Bu vb durumlar beni oldukça etkiliyor. Ve bu olayı hiç unutamıyorum.

S.C: Bunların dışında eklemek istediğiniz ve ya söylemek istedikleriniz nelerdir?

İ.Ö: Öncelikle Anadolu manşet ekibine çok teşekkür ediyorum. Bunların yanı sıra hastalar doktorlardan çekinmemeli. Hastalık vücutlarının nerelerinde oluyorsa doktora müracaat etmeliler. Sonra tedavi için geç kalınabiliyor ve istenmedik sonuçlar doğurabiliyor. Erken tedavi hayat kurtarır. Bitkisel tedaviler elbette önemli yadsımıyorum. Ama ilk önce bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı. İmkanlarımız çok şükür çoğaldı eskiye nazaran ve sağlık alanında önemli işler yapıyoruz. Gelecek için daha çok umutluyum. Kendi ve Büyük Şehir Hastanesi adına teşekkür ediyorum.

 

Bu haber toplam 9031 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu Manşet | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 353 30 30 | Faks : 352 40 40 | Haber Scripti: CM Bilişim