• BIST 87.765
  • Altın 145,391
  • Dolar 3,5904
  • Euro 3,8155
  • Konya 1 °C
  • Karaman 4 °C
  • Aksaray 7 °C

GÜNLÜK YAŞAMDA SANAT ve GEREKLİLİĞİ

Doç. Dr. Zuhal ARDA

 Medeniyet şahikasının merdiveni sanattır.

 Mustafa Kemal Atatürk

Sanat en genel anlamıyla, hayalgücünün ifadesidir. Tarih boyunca neyin sanat olarak adlandırılacağına dair fikirler sürekli değişmiş, bu geniş anlama zaman içinde değişik kısıtlamalar getirilip yeni tanımlar yaratılmıştır. Bugün sanat terimi birçok kişi tarafından çok basit ve net gözüken bir kavram gibi kullanılabildiği gibi akademik çevrelerde sanatın ne şekilde tanımlanabileceği  hararetli bir tartışma konusudur. Açık olan nokta ise sanatın insanlığın evrensel bir değeri olduğu ve  her kültürde görüldüğüdür.

Sanatın ne olduğuyla ilgili olarak pek çok yazar, düşünür, filozof, eleştirmen, sanatçı farklı tanımlar ortaya koymuştur. Bunlardan bazıları şöyledir:

* Güzelliğin yasaları çerçevesinde yapılan yaratıcı eylemdir.

* Belirli bir neden-sonuç ilişkisi ortaya koyularak bir amaca yönelik, insanın insan için yaptığı estetik nesnedir.

* Kusursuz bir uyum, bir güzellik istemi ve arayışıdır.

 

 

Sanat toplumsal varlıktır. Sanat, toplumun öz değerlerinden doğar ve gelişir. Onun içindir ki sanat toplumun dışında, ondan ayrı olarak hiçbir şekilde düşünülemez. Bireylerin ve ortak yaşamın özünden kaynaklanan, içinden gelen gerçek yaşam duygusudur.Sanat bir dildir. İnsanları, milletleri ve çağları sanat eseri tanıtır. Taş Devrinden bu yana binlerce yıldan beri sanat, anlatım aracı olarak kullanılmıştır.

 İnsan yaşamında sanatın birçok görevleri vardır. Sanat olmazsa yaşamın değeri olmaz. Çünkü güzeli, iyiyi tanıtmak için sanat gereklidir. Bütün dünya insanları arasında yakınlaşma, bütünleşme, ortak duyguları paylaşma ve zevk almak için sanat önemli bir köprüdür. Sanatta estetik değerlerin yanısıra toplumun özbenliği vardır. Bu benlik ise; sanatın estetiğini ortaya koyan insanın içinde yaşadığı milletin zekası hayat felsefesi, ahlak, nizam, maddi manevi duygu ve istekleridir.

Sanatkar, yaratıcı yetenek ve kudretin yanısıra, içinde yetişip geldiği toplunum din, dil, örf ve adet gibi öz değerlerinden alır. O zaman sanat eseri bir mizacın ifadesi olduğu kadar, bir toplumun da eseri olarak ortaya çıkar.

Toplumsal yaşam sanatçıyı ve toplumu sanat eserini, sanat eseri de toplumu etkilemektedir. Sanatçı, yaşadığı çağın özelliklerinden, toplumunun dili inançları, dil ve edebiyat birikimi, yaşama biçimleri ve coğrafyasından beslenir ve etkilenir, ortaya koyduğu eserlerle toplumu etkiler. Sanat eseri yapıldığı dönemin kültürel, teknolojik, toplumsal, mimari özelliklerini taşır. Sanat sanatçı ve toplum olguları arasında ne tür ilişkilerin olduğu bir etkinlikle vurgulanabilir.

Sanat eserini meydana getiren çevresel ve kişisel unsurlar vardır. Kültür, dil, din ve coğrafya çevresl unsurlardandır. Kişisel unsurlar ise zeka, sezgi, duygu ve dünya görüşüdür.

İnsan nedir sorusuna, insan önce tek bir kişidir, bireydir diye cevap verebiliriz. Ancak birey olan insanın kökeni toplumdur. Aristoteles: "İnsan toplumsal bir canlıdır" der. Yaratıcı bir düşünür ve kalbi insan sevgisine açık olan Atatürk’ün yeni Türkiye’yi geliştirmesinde egemen olan duygu ve düşünce, sanat düşüncesi gibi, evrensel düşünce tarzıyla etkilidir. Ulusal bilinci yerleştirme çabaları ve çağdaş bir devletin gerektirdiği toplumsal ve kültürel kurumları oluşturma çalışmaları bir bakıma Türk sanatçısının yolunu aydınlatmıştır. Atatürk’ün başlattığı aydınlanma olgusuna bilim ışığının yanı sıra sanatın estetik ve duygusal güzelliği de olumlu katkı sağlamıştır. Atatürk, güzel sanatları, eğitim, bilim ve kültür devriminin bir parçası olarak görür ve bunu her zaman yineler.

Günlük yaşamımızda birbirimize olan davranıışlarımızdan tutunda giydiğimiz çorabın rengine kadar her şey sanatla ilintilidir. Evimizi döşerken, seçtiğimiz renk ve huzur bulacağımız mekanlar yaratmada, doğanın huzunu hissettiren ruhumuzu dinlendiren,  incelen ruhun aynasıdır aslında. Evimizde, iş yerimizde, aile hayatında, toplum hayatında sanatla iç içe olan insanların farkındalıkları fark edilir.. Makinalaşan ve teknoloji ile iletişimin çok kolay hale geldiği dünyamızda yalnızlaşan insanın tutunabileleceği ve insani değerlerini yitirmeden yaşayabileceği tek sığınma alanı olarak sanat  kaldı .Herbert Read, “Sanatın Anlamı” adlı kitabında sanat eğitiminin amacının “iyi sanat eseri yaratılması değil, daha iyi insanlar ve toplumlar yaratılması”olması gerektiğini vurgular.

Sanat, bireyin yaşamının hemen hemen her anında onun ayrılmaz bir parçasıdır denilebilir. Çünkü insanlar her nereye bakarlarsa baksınlar sanat ve tasarım çalışmalarını görebilirler. Sanat biçimleri ve tasarım ürünleri hemen her gün insanlara, kullandıkları bir sabah kahvaltısı tabağında, elbiselerinde, mobilyalarında, sofra takımlarında görür. Yaşamımızın içinde ve her alanında çalışırken müzik dinlemek, yaşam alanımızda asılı bir resme dalıp hayal dünyamızın sınırlarını zorlamak, bir hat yazısındaki estetik ve ruh zenginliğini yaşamak sanatın aslında günlük hayatın koşturmaları arasında ruhun arınması, nefes alması açısından nasıl bir aralık sunar insana fark ettirmeden…Hangi mesleği yapıyor olursak olalım sanatın ve sporun bir dalıyla hobi olarak ilgilenmek ruh sağlığı açısından bireye önemli katkılar sağlıyacaktır. Unutmayalım atalarımızın şifahanelerde ruh hastalarını tedavi yöntemleri arasında sanat en önemli sıradaydı. Modern Avrupa’nın “ruhuna şeytan girmiştir” diye yakılmalarını fetva verdiği dönemlerde…

Yaşamınızdan sanat eksik olmasın…

Bu yazı toplam 827 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu Manşet | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0332 353 30 30 | Faks : 352 40 40 | Haber Scripti: CM Bilişim