• BIST 94.783
  • Altın 144,708
  • Dolar 3,5589
  • Euro 3,8846
  • Konya 17 °C
  • Karaman 18 °C
  • Aksaray 18 °C

HEP YÜREĞİMLE YAZDIM

HEP YÜREĞİMLE YAZDIM
YAZMAK DA BİR YETENEK İŞİ BİRAZ DA… ÖNCE YÜREKTEN GELMELİ SÖZCÜKLER, CÜMLELER, SONRA KALEMLE KÂĞITTA VÜCUT BULMALI…

Anadolu Manşet Gazetesi muhabirlerinden Selda GAZEL, Yazar Arzu KONAN ile röportaj yaptı.

 

1-Kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okullarda okudunuz ve nerelerde çalıştınız?

  İstanbul doğumluyum. Aslen Rizeliyim. Bir kız bir erkek evladım var Rabbim bağışlarsa. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. Beş yıl yönetici sekreterliğinin ardından yaklaşık sekiz yıl ulusal bir gazetenin yazarlığını yaptım. İki kitap projesinde deneme ve öykümle yer aldım. Çeşitli dergi ve internet sitelerinde eserlerim yayınlandı. Birkaç ay önce ilk çocuk kitabımı okurlarla buluşturduk.

 

2- Yazma hikâyenizi anlatır mısınız’ ne zaman yazmaya başladınız ve ilk kitabınızın adı, konusu neydi?

Lise yıllarımda şiirler yazıyordum. Sonra birkaç sene ara verdikten sonra akademisyen bir tanıdığımın vesilesiyle yeniden kalemi elime aldım. Fakat bu kez şiir değil deneme, makale yazmak için. Gazetemizin dergisinde yazmam için gelen teklifi değerlendirip yazım hayatıma başladım ve iki sayı sonra gazeteye geçtim. İlk kitabım "Küçük Gezgin Afrika'da" ise Kasım ayının ilk haftası küçük okurlarla buluştu. 9 yaş ve üzerine hitap eden gezi- hikayekitabı. Kitabımın konusu şöyle; Kahramanımız Sefa'nın Afrika Kıtasında bulunan Burkina Faso ülkesine babası ile gerçekleştirmiş olduğu bir haftalık tatil anlatılmakta. Anıları, yaşadıkları, gezip gördüğü yerler, sorularının yanıtı ve özellikle Afrika kültürünün tanıtımı yer almaktadır.

 

3-Yazmaya başlamadan önce ve şu an duygularınız arasında ne gibi farklar var?

Öncelikle yazmaya başlayan kişi gerçekten yüreğiyle yazıyorsa, kalemi eline büyük bir şevkle almaya başlamışsa o kişi yazarlık yolundadır derim şahsen. Ben ilk kalemi aldığımdan bu güne dek hep yüreğimle yazdım. Hep yazmam gerekenleri yazmaya çalıştım. Kalemin, cümlelerin ve okurun hakkını vermeye özen gösterdim. Yazdıkça yazdığımı gördüm. Yazdıkça mutlu oldum. Faydalı eserler yazmaya çalıştım ve çalışacağım da. Rabbimin yazma diyeceği ana dek yazmak istiyorum. İnşallah bu uzun bir süre sonra olur. Kendimi yazar olarak daha henüz görmüyorum. Sadece yazar olma çabasındayım. Bunu önce belirteyim. Ben yazarın yazdıkça geliştiği düşüncesindeyim. Yazdıkça ve okudukça kalemi, yüreği, hayalleri gelişir. Yazdıkça gelişmeye başladığımı hissediyorum. Ki buna okur daha uygun yanıtı verir. Her yazdığım eser benim için ayrı bir değerdedir. Hepsini sevgiyle kaleme alıyorum. Yazmayı nasip eden Rabbime şükürler olsun. Yazmak hayalimdi hayalim gerçekleşti. Hep aynı duyguyla, heyecanla yazıyorum. Kibre ve nefsime kapılmamak için de dua ediyorum. Rabbim kalemimi hayırda kullandırsın.

4-Bugüne kadar hangi kitap projelerinde yer aldınız ve konusu neydi?

"Kırlangıç Ağıdı" isimli kitap projemiz kimsesiz, yetim çocuklar adına hazırlanmıştı. Ben de Peygamber Efendimizin (sav) yetimliğini, yaşadıklarını Mekkeli Yetim başlıklı deneme yazımla çocuklara anlatmaya çalıştım.

İkinci kitap projemiz ise kadınlara yönelik olan "Cennet Kadınları" isimli kitabımız idi. O kitabımızda ise Hz. Rabia (r.a) annemizi Hüznün Kraliçesi Hz.Rabia başlıklı öykümle anlatmaya çalışarak, bazı dersler çıkarılmasına özen göstererek kaleme aldım. Dönüşler çok güzel oldu şükür.

 

5-Yazarken nelerden ilham alırsınız? Sizi yazmaya iten sebeplerin arasında duygusallığınız var mı mesela? Herhangi bir şarkı, yaşadığınız olay sizi yazıya itiyor mu? 

Duygusal olmayan ne şiir yazar ne roman, ne şarkı sözü yazabilir. Duygu olmalı. Duygusal olan da gördüklerinden, dinlediklerinden ve yaşadıklarından mutlaka etkilenir ve kaleme aldığı şeyler daha çok bu etkilenmeler sonucu olmuştur. Etkilenmeden yazılmaz mı yazılır fakat okurun kalbini etkilemez. Kalpten gelerek yazılanlar okurun kalbinin kapısını tıklatır kanaatindeyim. Beni okuduklarım, gördüklerim, yaşadıklarım çok etkiler. Araştırmayı da severim. Hepsi birleşince ortaya yazdıklarım çıkıyor. Şunu da  belirteyim yazdıklarından yazarı tanımak daha kolaydır. Yazar yazdıklarında saklıdır.

6-Yazmak için önce neler yapmak lazım, okumadan yazan ve hemen kitap çıkarmak isteyen o kadar çok ki bu konuda ne diyeceksiniz?

Öncelikle yüreğiyle yazsın yazmak isteyen. Sonra okumadan olmuyor mutlaka kitaplar okunmalı, araştırmalar yapılmalı. Bir eser çıkarıp ben yazar oldum, denmemeli. Yazdıkça geliştiğini görmeli. Kitap çıkarmak kolay olmamalı. Üzerinde çalışma ister, sevgi, özen ve sabır ister. Kitabın ne niyetle, hangi faydası olacağına bakılarak çıkarılması taraftarıyım acizane.

 

7-İyi yazmanın bir formülü var mı? Varsa sizce nedir?

Yazmak da bir yetenek işi biraz da. Önce yürekten gelmeli sözcükler, cümleler, sonra kalemle kâğıtta vücut bulmalı. Yazan kişi yazdıklarından dolayı eğer bir tatminkarlık, bir ferahlık hissediyorsa yüreğinde yazmaya devam etmeli. Sonraki aşama okumaktan geçiyor. Çok okumalı. İnsanlara faydası dokunacak eserler üretme niyetinde olmalı. Bunlar varsa Allah zaten kalemine kuvvet verecektir.

 

 

8-Kendinizi yazmak için şartlandırır mısınız? “Günde şu kadar yazmalıyım” gibi; yoksa fikirleriniz geliştikçe mi yazarsınız?

Hayır şartlandırmam. Şartlanmanın yazmakta iyi olduğunu düşünmüyorum. Daha çok stres yapar ve yazım işi verimi azalır. Kendimi yazmak için hazır hissettiğim her an kalem elimdedir.

 

9-Çok satan mı çok okunan mı çok tanınan yazar mı daha verimlidir sizce?

Kitabın çok satması kaliteli yazdığını ifade etmez. Çok tanınması da öyle. Nice tanınmayan isimler olabilir yazdıkları gerçekten okunası olan. Yazara çok iş düşüyor. Tanındığı zaman kaliteli yazmayı bırakmamalı. Yüreği sustuğu zaman kalemini insanları sadece oyalayacak eserler kaleme almamalı. Kalemini susturmasını bilmeli. Yüreği tekrar dile geldiğinde yeni eserlerini sunmalı. Kitabın verimli olup olmadığını da yazarın eserlerini takip ettikçe anlarız diye düşünüyorum. Yeni yazarlara ve eserlere fırsat verilmeli.

 

10-Daha iyi yazmak için neler yapıyorsunuz?

Büyük bir çabam yok. Sadece yüreğimi dinliyor, duama ve kaleme sarılıyorum. Okumaya özen gösteriyorum.

 

11-Çalışmış olduğunuz yayınevleri ve ilgili kişileri hakkında ve halen çalışmakta olduğunuz yayınevi ve ilgili kişileri hakkında görüşlerinizi bildirir misiniz?

Yayınevleri hakkında genel bir düşünce vardır zaten. Ben o konuya girmek istemiyorum. Sadece lansmanların yapılmasını, yazarına değer vermesini öneririm her yayınevine. Kaliteli yazar ve eserler seçmeliler. Kendi yayınevim ise yeni bir yayınevi olmasına nazaran iyi bir yayınevi. Yazar kadrosu değerli isimlerden oluşmakta. Her bir yazara nice faydalı eserler diliyorum.

12- Rahmetli olmuş ya da yaşayan yazar ve şairlerden benimsediğiniz kimlerdir?

Ben sadece Türk yazarları değil yabancı yazarları da okurum. Okunmalı da. Birçok isim var okunabilecek. Ben sadece aklıma gelen birkaç ismi söyleyebilirim. Tolstoy, Andre Gide, FeridüddinAttar  vs. yanı sıra Sait Faik Abasıyanık, Cengiz Aytmatov, İskender Pala, Mustafa Özçelik ve  ismi şu an yadıma düşmeyen birçok yazarın yanı sıra şiirde ise şiirin yaşayan çınarı değerli hocam Bahaettin Karakoç, Bestami Yazgan değerlidir benim için.

 

13-Ufukta yeni kitap görünüyor mu?

Evet. Nasip olursa ikinci kitabımızda Kore’yi gezdirip, Kore kültürünü tanıtacağım çocuklarımıza.

 

14-Bugüne gelmenizi neye borçlusunuz?

Aslında bugünler hep hayalimdi. Bir hayalim ve niyetim vardı. Ben bunları Rabbime sundum o da uygun görüp bana nasip etti şükür. Diğer ayrıntılar birer vesiledir. Ve iyiki vesileler var. Çok değerli büyüklerim ve dostlarım var bana destek olan. Hepsine teşekkürlerimi sunuyorum.

15-Son olarak neler söylemek istersiniz?

Öncelikle bu güzel söyleşi için size teşekkür ediyorum. Nice söyleşilerde buluşmayı diliyorum. Okurlarımıza ve yazar olma yolunda adım atanlara ise bolca okumalarını, gezip görmelerini tavsiye ediyorum. Kitaplar en iyi dosttur. Kitaplardaki kahramanların şahitleri oluruz. En iyi biz anlarız onları. Kendi dünyamızdan kesitler buluruz kitaplarda. Okumak ve yazmak gibisi yok vesselam. Sevgilerimi sunuyorum… (Tanınır insan; gözündeki yaştan, yüzündeki gülümsemeden, kurduğu cümleden, sustuklarından...)

 

Kalem; kelamı yazan,

Yürektekileri işleyen katip…

Nede güzel duruyor masanızda bayım; “al ve yaz” der gibi!..

 

*************

Gidecek olan memnun ve huzurla gitsin kâfi. Ben on bir ay hüzünle, özlemle beklemeye razıyım.

 

**************

Yüreğimin sızısı dilime vurur
Lâkin yutkunurum her bir duyguyu ve her bir cümleyi.
Lâl olur dilim.
Kanar/ım, acır/ım, özlerim ama susarım. 

 

*************

Nasibi olan nasipdar olur söylenen her sözden
Dokunur kalbe rahmet-i ilâhi akar damlalar gözden.

************

Hayat han, biz hancı.
Elbet bir gün bu hanı kapatır gideriz.

*************

Sayfalarsa kalemden farklı değildi. Bir insan kalbinin kendinde atmasına bayılıyorlardı.

******************

Kalbine hançer saplanmışken, yüzünün acıyı tebessümle gizlemesidir hayat!...

 

Bu haber toplam 1406 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu Manşet | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 353 30 30 | Faks : 352 40 40 | Haber Scripti: CM Bilişim