• BIST 88.715
  • Altın 144,276
  • Dolar 3,6253
  • Euro 3,8485
  • Konya 4 °C
  • Karaman 10 °C
  • Aksaray 11 °C

KARDAK KAYALIKLARI KRİZİ VE ABD

Hacı Mustafa BOZKURT

Geçtiğimiz hafta, yine o kadar çok önemli gelişmeler ve olaylar var ki, insan hangi birini yazacağını şaşırıyor. Muhammed Ali'nin cenaze törenine katılan sayın cumhurbaşkanımızı hiç bir ABD li yetkilinin ve cenaze sahiplerinin karşılamadığı gibi dikkate dahi almayışları ve cenaze namazından sonra sessizce geri gelişi, yavaş yavaş Türk toplumunun alıştırılmaya çalışıldığı şehit cenazeleri, hemen hergün yurdun bir köşesinde ortaya çıkan çocuk tacizleri, Fransa'da devam eden 2016 Avrupa futbol şampiyonasında yaşadığımız hüsran, dört bilinmeyenli denklemden daha da zor ve karmaşık duruma gelen MHP deki olağanüstü kongre süreci vs. vs.
Ulusal ve yerel basınımızda bunlarla ilgili haber ve yorumlar sıkça yapılıyor. Ben bu yazımızda geçen haftanın önemli fakat kimsenin fazla farketmediği bir konuya dikkatlerinizi çekmek istiyorum.
Kardak Kayalıkları krizini 30 lu yaşlardan daha büyük olanlar hatırlarlar. Olayı bilmeyenlerin anlaması ve hatırlamak adına kısaca bahsedeyim. Daha sonra çok önemli olan bir noktaya dikkatlerinizi çekeyim.
Kardak Kayalıkları, Bodrum'un batısında kıyılarımıza yaklaşık 4 mil uzaklığında iki küçük adacıktır. Üzerinde insan ve hayvan yaşamayan, ekonomik değeri olmayan ama stratejik ve denizcilik açısından önem taşıyan, sonuçta işe yaramasa bile vatan toprağıdır.
25 aralık 1995 tarihinde Figen Akat isimli bir yük gemisi bu kayalıklarda karaya oturdu. Kimsenin adını dahi duymadığı bu adacıklar birden dünya gündeminde yerini aldı. Yunanistan bu adaların kendisine ait olduğunu ve kurtarma çalışmalarını kendisinin yapacağını açıklayarak adanın birisine yunan bayrağını dikti ve donanmasıyla adanın çevresini kuşattı. Türk donanması da adanın çevresinde konuşlanırken 30 ocak 1996 gecesi Türk sat ve sas komandoları küçük bir botla yunan savaş gemilerinin arasından geçerek diğer adaya Türk bayrağını çekti. 31 ocak sabahı bütün Dünya uyandığında, iki ada da iki ayrı devletin bayrağının dalgalandığını, iki ülkenin savaş gemilerinin ada çevresinde karşı karşıya geldiğini ve her an savaşın başlayabileceğini gördü.
Bu olay Yunanistan'la Türkiye'yi birden savaşın eşiğine getirdi. İki tarafında gerilimi artıran demeçleri devam ederken ABD Devlet Başkanı Bill Clinton'un iki tarafla yaptığı telefon diplomasisi ve Nato Genel Sekreteri Javier Solona'nın girişimleriyle iki tarafta yumuşadı ve sonuçta Yunanistan'da, Türkiye'de bayraklarını indirip savaş gemilerini geri çekti ve kriz öncesi normal duruma dönüldü.
Şimdi durup dururken bu olayı neden hatırlattım;
Bir kaç gün önce, kriz sırasında Yunanistan Dışişleri Bakanı olan Thedoros Pangolos, o zaman ki ABD Dışişleri Bakanı Richard Holbrooke'nin kendisine söylediği bir sözü şimdi itiraf etti; " ABD savaş gemilerinin Türk ve Yunan gemilerini izlediğini, herhangi bir savaş durumunda iki tarafında bütün silah sistemlerini elektronik olarak bloke edeceğini ve atılacak füzelerin hiçbirinin hedefine ulaşamadan denize düşürüleceğini" söylemişti, dedi.
Bu, şu demektir; ABD, taaa 1996 yılında Türk ordusunun bütün silahlarını elektronik olarak bloke edebilecek durumda imiş. Aradan geçen 20 senede ABD nin teknolojisini ne duruma getirdiğini ve nelere hakim olabileceğini bir hesap edin artık. 
Demek ki, işine gelmeyen her durumda Türk Silahlı Kuvvetlerinin elindeki silahlarını kullanamaz duruma getirebilecek donanıma sahipmiş ve kendisini bunu rahatça yapabilecek hak ve selahiyette görüyormuş.
Demek ki, müttefikimiz sandığımız, aynı Nato içerisinde yer aldığımız ABD nin onayı olmadan biz elimizdeki silahları kullanamayacakmışız.
Yetkililerimize soruyorum;
Doğu ve güneydoğuda anarşi ve terör ilerde çok daha tehlikeli duruma gelecek olursa, Suriye başta olmak üzere komşularımızla ilerde olabilecek bir çatışma durumunda, kendi denizlerimizde veya hava sahamızda herhangi bir devlet tarafından ülkemize yönelik bir tehdit ve taciz durumunda, elimizdeki silahlarımızı kullanmak zorunda kalırsak, bunu kullanmak için ABD nin insafını veya onayını mı bekleyeceğiz?
Geçmişte bazı olaylarda, ABD nin bilgisi dahilinde ve o nun onayıyla mı silahlarımızı, savaş uçaklarımızı kullanmıştık?
Bu çok önemli bir konudur. Türk Devleti acilen bu durumu masaya yatırmalı, bağımsız bir devlet olarak nasıl bu duruma düştüğümüzü sorgulamalı, silah alım satım ve modernizasyonlarında, olayın teknik boyutlarıyla ilgili anlaşma ve sözleşmeler yaparken mutlaka çok dikkatli olmalıdır.
İçine sindirenler varsa bilemiyorum ama ben bağımsız bir devletin vatandaşı olarak böyle bir durumu sindiremiyorum ve kabullenmek istemiyorum. 

Bu yazı toplam 1143 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu Manşet | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 353 30 30 | Faks : 352 40 40 | Haber Scripti: CM Bilişim