• BIST 94.783
  • Altın 144,708
  • Dolar 3,5589
  • Euro 3,8846
  • Konya 17 °C
  • Karaman 18 °C
  • Aksaray 18 °C

Konyada başlayan bir hikaye

Nerkiz ŞAHİN

Yıl 1974, yaş 3 Kendi kararlarını almak için çok küçük bir yaş. Yapraklar dalında rüzgar tarafından koparılıp savrulduğu gibi, köyden koparılıp avrupanın bir ülkesinde yolculuğum son bulur. Ana diline bile hakim değil iken, yeni bir dil öğrenmeye zorunda kalmalar çıkmış yoluma elin memleketinde. Dili kolay öğrenip öğrenemediğim konusunda birşeysöyleyemiyecegim. Herhalde kolay öğrendim, diye düşünüyorum. Sadece geriye dönüp baktığında hatırladığım bazı olaylar kolay süreç olmadığını göstermekte. Hatırladıklarımı her anlattığımda bana gülüp geçmişlerdi bizimkiler, çok küçük yaştaydın hatırlaman mümkün değil diye ifade etmişlerdi.

Fakat ben yaşadığım duyguyu ve olayı çok canlı hatırlıyorum. Okulun koridorlarında elimde kız kardeşiminineli..ağlayan gözleri, ve onu susturmak isteyen bir dil ama anlaşılmayan kelimeler. Sınıf içinde minyatür masa sandalyeler ve üzerinde şişelerle sütler..hayatımda pipet görmemiş ben. O gün verdiğim mucadeleyi hiç unutmuyorum. Pipet nasıl kullanılır nefesini içe çekerek gösteren öğretmenim. Ağzımda plastik pipet ve pipetin dişlerim tarafından çignenerek ezilmiş başının görüntüsü. Öğretmenimin işaret parmağı ve kendine cevrilmiş haliyle: "jufjuf " demesi.

Bu gibi görüntüler ilk aylarda demek sıkca yaşanmış ki aklımın bir köşesinde yer etmiş ve yıllar geçmesine rahmen hala canlı kalmayı başarmış. Yıllar sonra yetişkinlerin hikayelerini duyduğumda,aslında benim hatırladıklarımin hiçte zor olmadığını anladım. Köy sokaklarına, köy evlerine alışık insanların birden bire sıra sıra sokaklı, gri taştan örülmüş, hep aynı görünümlü evlerle dolu bir şehire gelmeleriyle, yerleştiği evi bulamayanlardan tut. Soğan almaya gidip tarif edemeyince ağlayan kadınlarımız, çocuğu neden ağlıyorsun diye sorduğunda, soğan da ağlatıyor ya onu tarif ediyorum demesi. Postacı kapıya geldiğinde polis geldi diyerek korkudan kapıyı açamayıp ve bütün gün evde çıt çıkarmadan oturanlar.

Halbuki oturum hakkı var, herşeyi tamam. Ama dil bilmemenin korkusu yanlış bir şey söyleme korkusu, bu gibi davranışlara yol açmış. Hep bir ürkeklik kalmış nedense o ilk gelen nesilde. Atamamışlar üzerlerinde sanki o yaşanmışlıkları. Yıllar geçmiş geçmesine ama hala o gittikleri ülkenin dilini de tam öğrenememişler. Bildiklerinden emin olamamışlar ve pratik etmeye çekinmişler, çocuklarına yaslanmayı adet etmişler, ve hal böyle olunca 50 yıl göç geçmesine rahmen yeni ülkeye ne alışabilmişler nede ayak uydurabilmişler. Benim gibi olan, yani küçük yaşta gelen birinci nesil daha kolay alışmış yeni duruma. Dili okulunda öğrenmiş, kullanmakta çekinmemiş, ana dilini tam öğrenememiş ama yerleştiği ülkenin dilinde artık sır kalmamıştı.

Konyada başlamıştı hayat hikayem. Konya derken öyle merkezinde değil, küçük bir köyünde başlamıştı. Hayata gözlerimi orda açmıştım. Babamın doğduğunda bizim köy Afyona bağlıymış, o yüzden babamın nufüz cüzdanında Afyon yazmaktaydı. Benim dünyaya gelişimime kadar köyümüzü Konyaya bağlamışlar ve bende Konyalı olmuşum bu vesileyle. Yılların geçmesiyle Belçika vatandaşı olmamız, Konyalı kalmamıza engel değildi tabiki. Çifte vatandaşlık uygulanmasıyla Türkiye sınırları içinde Türk vatandaşıydık hala. Mevlananın yazılarıyla büyüdük uzak diyarlarda. Semazenlerin resimini çizdim yıllarca, ve Belçikalılara Konyayı tanıttım kendimce. Kendimce diyorum çünkü birçok eksiğim var biliyorum. Yurt dışında geçen yıllarda Konyayı gelip görüp tanımak gibi bir lüksüm olmamıştı.

Gün gelip yazdığım şiirlerimi kitaplaştırmak düşüncesi beni Konya ya getireceği hiç aklıma gelmezdi diyebilirim. İlk şiir (Çizilmiş hayat) kitabımdan sonrada, hayat hikayemi de barındıran ikinci kitabımda (Hapsedilmiş ruhum) iyice Konya yolunu açtı bana. Konya o günden sonra sadece kimlikte geçen bir kent değildi artık. Bir parçası olmuştum o günden sonra doğduğum yerin. Yıllar önce turist misali gelip gördüğüm sokaklardan arabayla kendim yolumu bulmayı başarmıştım. Geçtiğim yollar tanıdık geliyordu, insanları yakın. Farkında olmadan özlemişim yaşayamadığım kentimi.

Bir yandan özlem giderdim, bir yandan yeni arkadaşlıklar edindim. İçim buruk ayrıldım yine memleketimden. Bir sonraki gelişimde vatana, yine yolum Konya ya düşecek eminim artık. Konya'mda yaşayamasamda artık yazılarımın Konya da olacagını bilmek çok güzel bir duygu. Bundan böyle artık kendim olmasamda orada, bir koşede yazılarım beni temsil edecek. Konyada başlamıştı hayat hikayem, tekrar Konyadan geçiyor.

Nerkiz Şahin

Bu yazı toplam 687 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu Manşet | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0332 353 30 30 | Faks : 352 40 40 | Haber Scripti: CM Bilişim