• BIST 103.235
  • Altın 197,827
  • Dolar 4,7171
  • Euro 5,5018
  • Konya 18 °C
  • Karaman 16 °C
  • Aksaray 17 °C
  • İstanbul 22 °C

Şiir Bir Yaşam Biçimidir

Şiir Bir Yaşam Biçimidir
Kevser Atay’ın bu haftaki konuğu şair ve yazar Güney Özkılınç oldu. Özkılınç, hayatını, eserlerini ve edebiyatı Kevser Atay’a anlattı.

Kevser Atay:  Bizlere bir ömür çok uzun gibi gelir fakat ben küçücük bir öykü gibi bakıyorum hayata. Sizin de öykünüzü dinlemek isteriz. Güney Özkılınç, kimdir?

Güney Özkılınç: 1969 yılında Adana’da doğdum. İlk ve ortaöğrenimimi bu kente tamamladıktan sonra Uludağ Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümünden mezun oldum. Bir süre Milli Eğitim Bakanlığı Ders Kitapları Yazma Komisyonunda Dil Uzmanlığı yaptım. Hâlen Bursa’da bir lisede edebiyat öğretmeni olarak çalışmaktayım. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazı, araştırma ve şiirlerim yayınlandı, yayınlanmaya devam ediyor. PEN, TYS ve Edebiyatçılar Derneği üyesiyim.

İlk şiir kitabım “Ağustos Baladı” Siyah Beyaz Yayınları tarafından 2009 yılında yayınlandı. 2010 yılında “Nâzım’ın Bursa Yılları” adlı kitabım aynı yıl 2. Baskıyı yaptı. 2012 yılında da genişletilmiş 3. baskısıyla okurlarla buluştu. “Yüzümde Nâzım İzi Var”(2012) adlı öykülü fotoğraf albümüm yine aynı yayınevi tarafından basıldı. Aradan çok geçmeden “Kuş İzi”(Siyah Beyaz Yaayınları,2012)adlı ikinci şiir kitabım okurlarla buluştu.

2013 yılında ise iki arkadaşımla birlikte “Bursa’nın Kadın Yüzü” (Asa Kitabevi Yayınları)adlı kitabı yayınladık. Bu kitap yaşadığımız kente değer katmış 150’ye yakın kadının öyküsü ve fotoğraflarından oluşuyor. Bir anlamda kadınlara bir saygı duruşu anlamına geliyor.

Sinemamızın 100.yılında ise “Sinemanın Güney’i “(Evrensel Basım Yayın, 2014)adlı kitabımla ilk olarak TÜYAP İstanbul 33. Kitap Fuarı’nda okuyucuya merhaba dedim. Türkiye’nin değişik illerinde ve çeşitli ülkelerde söyleşilere katıldım.

r2-002.jpg

Kevser Atay: Sizi sadece Bursa ile sınırlı tutmak istemiyorum. Nedeni ise; insanca, insana dair muazzam bir çabanız var. "Nâzım'ın Bursa Yılları" isimli eseri yazmaya sizi iten sebep, Nâzım Hikmet'in on bir yılını Bursa'da geçirmesi mi, yoksa sizin Nâzım Hikmet'e karşı yapılan haksızlığa vermiş olduğunuz bir tepki miydi?

Güney Özkılınç: Beni dünya ozanı Nâzım Hikmet’in, Bursa’da geçirdiği 11 yıla yakın zamanını yazmaya iten baş neden bu yıllarına ait yazılmış geniş bir eser olmayışıydı.

Ben Bursa’da yaşıyordum ve şairimiz şimdi benim adım attığım, havasını soluduğum bu kentte yaşamış, buradaki birçok insanın yaşamına dokunmuştu. Peki, kimdi bu insanlar? Nâzım Hikmet, kimlerin hayatına dokunmuştu. Yıllar sonra onun da zaman geçirdiği bu kentte ona dair yeni izler, belgeler, fotoğraflar, anılar var mıydı?

İşte her şey bu merakla başladı. Araştırma süresince yanılmadığımı gördüm. Nâzım’la ilgili yayınlanan her iki kitabımda da onun ilk kez gün yüzüne çıkacak fotoğraf ve anılarıyla karşılaştım. Tüm bunları bu kitaplarım aracılığıyla okurlarla paylaştım.

Kevser Atay: "Sinemanın Güney'i" isimli kitabınıza değinmek istiyorum. Anladığım kadarı ile üç Güney'den yola çıkılmış; yazan Güney, konu Güney, yöre Güney. Bu üç Güney'in açılımını bizlere aktarır mısınız?

r1-002.jpg

Güney Özkılınç: Evet, bu kitapta 3 Güney var. Birincisi adını aldığım sinemamızın “Çirkin Kral”ı Yılmaz Güney. İkincisi bir dönem Yeşilçam’ı kurtaran Çukurova yani Güney illeri ve buradaki yazlık sinema kültürü... Üçüncüsü benim. Çocukluğum, ilk gençlik yıllarım. Filmlerin tanıtıldığı atlı arabaların, Hacı Muratların arkasından koşan çocukluğum. Bir zamanların kolonya kokan misafir odaları… Bir şölene dönüşen yazlık sinemalar…

Kevser Atay: Araştırmacı şair, olmanızın yanı-sıra eğitmen olduğunuz da biliniyor. Bir edebiyat öğretmeni olarak okullarda verilen edebiyat eğitimini yeterli buluyor musunuz?
(Bir dönem, Milli Eğitim Bakanlığı ders kitapları yazma komisyonunda "Dil Uzmanlığı" görevinizi de es geçmeyerek)

Güney Özkılınç: Bir öğretmen bir yazar olarak, okullarda verilen edebiyat eğitimini yeterli bulduğumu söyleyemem. Okullarda genel olarak ezber eğitim veriliyor. Uygulamaya dönük eğitim saatleri ve ortamı yok. Okulların birçoğunda kütüphane ve kitap yok zaten. Geleceğin ülkeleri eğitimde sanattan, dramadan yararlanıyor. Bizde maalesef böyle bir anlayış yok. Okullara konuk olarak şair-yazar getirmeye kalkın birçok engelleme ve bürokratik işle uğraşırsınız.

Okullarda edebiyat, sanat atölyeleri kurulmalı, öğrencilerimiz okumanın yanı sıra yazma ile de tanıştırılmalı…

Kevser Atay: Aynı zamanda Eğitim Sen Bursa Şube Başkanısınız. Sendikal faaliyetlerinizin edebiyat çalışmalarınıza etkisi oluyor mu?

Güney Özkılınç: Mesleki haklarımızı koruyup geliştirmeye yarayan bir araç olarak sendikalar bizim gibi ülkelerde daha da gerekli araçlar. Ben aynı zamanda Türkiye Yazarlar Sendikası(TYS) Bursa temsilcisiyim. Özellikle “Nâzım’ın Bursa Yılları” ve “Bursa’nın Kadın Yüzü” adlı kitaplarımı yazma aşamasında sendikadan dolayı tanıştığım il ve ilçelerdeki eğitimci arkadaşlarımın desteğini gördüm. Daha çok insanla tanışmamı sağlayan da sendikamdır.  Sendika yöneticiliğine kalıcı değil, geçici bakılması gerektiğine inanıyorum.
Kevser Atay: Şu anda elinizde üretmekte olduğunuz bir eseriniz var mı? Şiir ile samimiyet derecenizden şair yönünüzden ve eserleriniz ile aldığınız ödüllerden de kısaca bahseder misiniz?

r3-001.jpg

Güney Özkılınç: Bir yazarın hemen her zaman kafasında dolaştırdığı bir konu, bir şiir, bir yazı olduğunu düşünüyorum. Benim de yeni bir kitap olarak düşündüğüm çalışmalarım var. Bu yeni bir şiir kitabı olacağı gibi bir araştırma kitabı da olabilir. Şu an benim de katkıda bulunduğum Nâzım Hikmet’in Bursa Yıllarını konu alan bir fotoğraf sergisi bulunuyor. Bu sergi Bursa’nın yanı sıra başka illerde de izleyicilerle buluşacak.

Şiir, bir yaşam biçimidir aynı zamanda. Şiiri, yaşamın bir tür estetiği olarak görüyorum. Kitaplaştırmayı düşündüğüm bir, iki konudan sonra artık sadece şiirle baş başa kalmayı düşünüyorum.

“Nâzım’ın Bursa Yılları” adlı kitabım 2011 yılı Eskişehir Belediyesi Doğançayır “Nâzım Hikmet Araştırma Ödülü”nü aldı.

 

ADINA HAZER DERİM

Seni su diye düşlesem

adına Hazer derim

Dalgalandırıp durursun

Acem balıkçıları

 

Fazlaca biriktiremedik

-anıları diyorum-

eskicilerden toplayıp

ekledim fincanıma

köpürdü zaman

Aylardan âbân

kirpiklerin yelkovan

Nereye baksan

ağarırdı tan

Seni gün diye düşlesem

adına şeb derim

Demlenir ayışığı

dudağın çukurunda

 

Bir rıhtımına yanaşmıştık

hani evrenin

hani düş müydü

hani bu da yeterdi

Kırık camın ardında

çoğalsın gök ve yer

Tek

sen kal!

Güney Özkılınç: Beni, Konyalı okurlarla buluşturduğunuz için size ve Anadolu Manşet gazetesine çok teşekkür ederim.

Kevser Atay:  Bizler teşekkür eder, başarılı kariyerinizin devamını, katlanarak çoğalmasını dileriz.

Bu haber toplam 20852 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Anadolu Manşet | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 353 30 30 | Faks : 352 40 40 | Haber Scripti: CM Bilişim